Masonik çevreler son dönemde,
Sayın Adnan Oktar'ı, Bilim Araştırma Vakfı'nı ve Müslümanları hedefleyerek
yoğun bir faaliyet içinde. Bunun için gayrı meşru hayatı olan insanları,
bir takım cahil insanları, cemiyet içinde isim yapmış bazı karanlık
insanları kullanarak Müslümanlar aleyhinde güya kendilerince kamuoyu
oluşturmaya gayret etmektedirler.
Kerem Gürtuna'nın Bilim Araştırma Vakfı ile herhangi bir bağlantısı olmamıştır. "Daha önce BAV ile bağlantım vardı" şeklinde verdiği beyanat doğru değildir.
Cevat Babuna'nın ekibinin hukuksuz girişimlerinin hepsi hezimetle sonuçlanıyor. Açtıkları her iki site de Türk adaletinin demir yumruğu ile yerle bir oldu. Yine iftiraya dayalı kanunsuz faaliyetleri olan bazı yabancı siteler de Türk adaletinin demir yumruğu ile yerle bir oldu. Şu anda hemen her gün adliye koridorlarında hesap veriyorlar. Türk adaleti her yönden bu şahısların yakasına yapışmış durumda. Bundan sonraki kanunsuz faaliyetleri de yine Türk adaletinin demir yumruğu ile ezilmeye devam edecek.
- YENİ -
Sayın Kadir Çelik'in Hatası
Sayın Kadir Çelik'in en belirgin hatalarından biri karşı taraf çok galiz iftiralar atıyor. Onlara 'Niye böyle iftira atıyorsunuz, abuk subuk konuşuyorsunuz' demiyor. Ama biz gerçekleri söylediğimizde 'Niye ana babana iftira atıyorsun' diye böyle bir ikileme giriyor.
- YENİ -
Dikkat ederseniz televizyon ekranlarına çıkan aileler sürekli fakirlikten dem vurmakta, hiç paralarının pullarının olmadığını, maddi imkanlarının sıkışık olduğunu, cümle aralarında ehemmiyetle vurgulamaktalar. Demek istedikleri "Parayı kim verirse biz o tarafa döneriz" mantığında. Şu an Cevat Babuna para veriyor. Boş yere çıkar beklentisi içindeler bu kişiler. 'Para vermezseniz her türlü iftirayı atarız' mantığını işliyorlar. BAV'ın daha önce beraat ettiği dava döneminde ise, BAV'a karşı gayrı meşru hayatı benimsemiş, dejenere insanları, işşiz güçsüz, karanlık insanları çıkartmışlardı.
- YENİ -
BAV ve Sayın Adnan Oktar'a iftira atmak tuzak hazırlamak gibi çirkin eylemler için Cevat Babuna'ya yanaşanlar işledikleri suçların cezalarını Türk adaleti önünde en ağır şekilde ödeyeceklerdir. 3-5 kuruş para için bu hale düşenler, milyonlarca lira para cezası ve hapis cezası ile karşılaşacaklardır. Bu kişilerin haklarında açılan yüzlerce dava ve soruşturma halen devam etmektedir. Bu uyarımın sebebi, gariban, işşiz, güçsüz, parasız kalmış bazı kimselerin, parasızlığın verdiği ruh hali ile gözü dönmüş şekilde suç işleme eğiliminde olmalarıdır. Bu yaptıklarından kazançlı değil zararlı çıkacaklarını önceden belirtiyorum. 'Bizi bir uyaran olsaydı keşke, bilsek böyle bir olayın içine girmezdik' dememeleri için. Sonra bir bahaneleri olamaz.
- YENİ -
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Cevat Babuna, Edip Yüksel, Semin Babuna, Emel Tezyapar, Türkan Akyüzalp, Rukiye Şimşek ile ilgili olarak suç işlemek için örgüt kurmak suçundan 2007/977 numaralı dosya ile soruşturma başlattı. Ayrıca Cevat Babuna'nın oluşturduğu bu ekipte görev alan avukat Rezzan Aydınoğlu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, görevi kötüye kullanmak, dava tanıklarını tehdit etmek, davada taraf olmayan kişileri tarafmış gibi davaya soktuğu iddiasıyla 9.4.2007 tarihli bakanlık oluru ile kovuşturma başlatıldı. Ayrıca bu yapılanmanın elemanlarından olan Edip Yüksel hakkında da İstanbul, Ankara, Bolu Cumhuriyet Başsavcılıklarınca, Atatürk'e, devlete, orduya, hakimlere hakaret suçlarından soruşturma başlatıldı.
Ayrıca Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Emel Tezyapar, Türkan Akyüzalp, Semin Babuna, Cevat Babuna hakkında 2007/9239 dosya numarası ile 13 Mayıs gününde bir kısım karanlık insanları teşvik ederek ve azmettirerek suç işlemek üzere örgütlü saldırı hazırlığı suçuyla soruşturma başlatıldı.
- YENİ -
Satanistlerin yazışmalarından
Daha önce kızını ve kendini pazarlayan Silikonlu Nuran'ın son olarak, yeni bir gayrı meşru gelir elde etmek için, homoseksüel Kız kerem ile homoseksüel manyak gergedan lakaplı kişileri cinsi sapıklara pazarlama gibi iğrenç bir yola saptığını
Homoseksüel Kız Kerem'i, pazar akşamı bir iş adamına kadın kıyafeti giydirerek manyak gergedan lakaplı homoseksüel ile kol kola gönderdiğini
Ayrıca evlere giderek bir kozmetik firmasının ürünlerini illegal pazarlayan bu ekibe mensup bir kadının, ahlaksızca talebi olanlara simsarlık yaptığını
Bu kadının güzellik malzemesine ihtiyacınız var mı diye evlere giderek kendince uygun gördüğü evlerdeki kişilerin, kadın talebi veya cinsi sapıksa bu tip eğilimlerini tespit ederek Silikonlu Nuran'a durumu bildirdiği ve bunun karşılığında bu gayri meşru işlerden Silikonlu Nuran'dan %30 pay aldığını
Yine bu kadın simsarı kadının illegal pazarladığı kozmetik ürünleri ile, homoseksüel Kız Kerem'in pazarlanmadan önce yüzüne bizzat makyaj yaptığını ve her makyaj başına bunlardan para aldığını, para kazanmak için böyle iğrenç bir metod bulduklarını öğrendik.
Yine bu yazışmalardan edindiğimiz bir bilgide de
bu kişilerin bu bilgileri nasıl öğrendiğimize şaşırdıkları ve daha ketum olmaları gerektiğine dair karar aldıklarını tespit ettik.
Bu bilgiler yer yer saat saat elimizde mevcut. Böyle insanlar herşeyi yapabilecek kapasitededirler. Yazışmalarında kaybedecek birşeyimiz yok diyorlar. Onun için BAV ve Sayın Adnan Oktar'a karşı herşeyi yapabilecek durumdalar. BAV ve Sayın Adnan Oktar'a düşman olan çevreler, bu kişilere belli miktarda para vererek saldırmaları ve tuzak kurmaları için kışkırtıyorlar. Bu kişilerin işi gücü de yok. Aç ve sefil insanlar. O yüzden tehlikeliler. Bu kişiler ve bu karanılık örgütlenme içine katılanlar, emniyet birimlerince uzun bir süredir izlenmektedirler. Haklarında birçok mahkemece çete ve illegal örgütlenmeden dolayı ayrıca şantaj, tehdit ve hakaret ile de ilgili soruşturmalar devam etmektedir. Henüz soruşturma aşamasında olduğu için detaylı bilgileri daha ileriki bir zamanda yine bu sitede açıklayacağım.
Müslüman basına sızması için Satanistlerce görevlendirilen "Silikonlu Nuran" lakaplı Satanist kadın, başörtülü resimler çektirerek muhafazakar bir kısım gazetelere bu resimleri göndermiş ve gazetelerinde yazar olarak görev almak istediğini söylemiştir. Azılı din düşmanı ve üst dereceden satanist olduğu halde kendini ehli sünnet dindar müslüman olarak tanıtmıştır. Fakat muhafazakar basın kuruluşları, kişiliğinden şüphelenerek bu kişiyi bünyelerine almamıştır. Silikonlu Nuran'ın buradaki amacı, ajan provakatör olarak Müslümanların arasına girmek, sahte ihbarlarda bulunmak, Müslümanlara yönelik baskı oluşturmak, Müslümanlar aleyhinde iftiralarda bulunmak ve onları mağdur etmektir. Bunun karşılığında bazı karanlık mihraklardan para alacağını sanan Satanist Nuran ve Saxo (Q) lakaplı kişiye karşı muhafazakar ve mukaddesatçı çevreler son derece dikkatli olmalıdır.
Satanistlerin yazışmalarında
Silikonlu İblis Nuran lakaplı satanistin, yıllarca evli olduğu halde fuhuş ile geçimini sağladığı,
Müşteri bulamayınca kendine silikon taktırdığı,
Bunu kendi çıkarı için yapmadığını, müşterileri istediği için bunu yaptırdığını söylediği
Ayrıca kendi kızını da Ataköy'de sattığı
Ataköy'de satış yapılan yere 'Dükkan' adını verdiği ifade ediliyor.
Bu yer Ataköy Gazi Sitesi'ndedir. Ve ismini verdiğim kişiler de (G., D.) doğrudur. Kanaatiniz gelmezse açık adres ve kapı numarasına kadar verebilirim. Hatta ahlak polisindeki kayıtlarına kadar verebilirim. Burda anlatılanların tamamı belgeli ve doğrudur. Ve bu iki satanistin yüzlerce müşterisi var. Bu kişilerden de bilgi aldık.
Ayrıca satanistlerin yazışmalarında
Silikonlu Nuran'ın iyice çökmüş bir insan olduğu için ve artık fuhuş yapamadığı için şimdi Cevat Babuna'ya yanaştığı
Cevat Babuna'ya 'Sana her türlü hizmeti yapabilirim, yazı da yazabilirim' dediği
Ve böylece satanist Q ile birlikte, BAV ve Sayın Adnan Oktar aleyhindeki yazıları yazanların bunlar olduğu
Karşılığında Cevat Babuna'dan para aldıkları
Hatta geçen gün, satanist homoseksüel Kız Kerem'in, daha önce televizyonda çıkan haberlerden hazırladığı uydurma propaganda kasetini, kendi aklınca BAV ve Sayın Adnan Oktar aleyhinde olabileceğini düşünerek çoğaltmak için Cevat Babuna'dan yüklü miktarda para aldığı belirtiliyor.
Tam bir sefalet, rezalet ve zavallı duruma düşme mevzu bahis. Cevat Babuna ile Semin Babuna'yı tokatlayan tokatlayana, kandıran kandırana.
DİKKAT
SATANİSTLER BAV VE SAYIN ADNAN OKTAR'A KARŞI ÖRGÜTLÜ SALDIRIYA HAZIRLANIYOR
Satanist yazışmalarında,
1. Satanistlerin "Silikonlu İblis Nuran" isimli kişinin liderliğinde toplantı yaptıkları belirtilmektedir.
2. Silikonlu İblis Nuran'ın yardımcısı olan kişinin bütün Ataköy satanistleri arasında çok ünlü olduğu, "İblisin tohumu" olarak da tanındığı ve "Q" işaretini de kullandığı
3. Ayrıca bu kişinin satanistler arasında "Logar Çukuru, Saxo (Q), Tanker" gibi çok kötü lakaplarla tanındığı
4. Bu satanistin kendi okuduğu lisede de Saxo (Q) ve Tanker lakaplarıyla tanındığı
5. Bu iki kişinin, Cevat Babuna'ya yanaşarak ondan aldıkları para karşılığı BAV ve Adnan Oktar aleyhinde faaliyet göstermek üzere anlaştıkları açıklanıyor.
Yine Satanistlerin yazışmalarında,
6. Satanistlerden Kız Kerem lakaplı homoseksüelin, satanistlerin ayin toplantısında manyak gergedan lakaplı satanistle erkek erkeğe evlendirildiklerini
7. Bu iki satanistin 'Şeytanların balayı' şeklinde bu iğrenç hayatlarını sürdürdükleri
8. Kız Kerem lakaplı homoseksüelin gerçek kimliğini saklayıp Cevat Babuna'ya yanaşarak "Her türlü konuda size yardım ederim" diyerek Cevat Babuna'dan para aldığı
9. Ayrıca nasıl kandırıp para aldığını, bu paraları nerelerde kullandığını
10. Kız Kerem'in 'Cevat Babuna ile sabaha kadar baş başa durum değerlendirmesi yaptık' diye belirttiği
11. Yine Zekeriya Beyaz Hoca ile de geçen hafta sabaha kadar baş başa durum değerlendirmesi yaptıklarını belirttiği bildiriliyor.
Ayrıca bu yazışmalarda
Taksimdeki Kızıl Şeytan ekibi ile de bağlantıya geçtikleri
"Kaybedecek bir şeyimiz yok, Şeytan bizi bekliyor" sloganı ile hareket ettikleri belirtiliyor.
Bu kişilerin ne kadar tehlikeli insanlar olduğunu bir çok kişi bilmemekte. O yüzden buradan açıklıyorum.
Satanistlerin yazışmalarından
Saxo (Q) lakaplı kişinin, Ataköy'de tanınan kişiler olan ortaokul mezunu G. ve D. isimli satanist fahişelerle Ataköy Gazi sitesinde birlikte kaldığı
Bu randevu evi gibi kullanılan evde kendini satarak geçimini ve okul masraflarını kazandığı
Saxo (Q) lakaplı kişinin kokain kullanmaktan burnunun deforme olduğu ve çirkin ve biçimsiz bir hal aldığı ve burnunun bu çirkin görünümü ile hemen dikkat çektiği
Kokain etkisi ile diş eti çekilmesi olduğu, bunun için tedavi olduğu ama burnuna çözüm bulunamadığı
Fuhuştan elde ettiği gayri meşru paralarla hem satanistlere destek sağlayıp hem de C isimli mafya elemanından kokain temin ettiği,
Anlaşılıyor.
Satanistlerin yazışmalarında,
Silikonlu İblis Nuran lakaplı kişinin homoseksüel bir medyumla sürekli görüştüğü
Onun garip iddialarına inanarak karanlık eylemler yaptığı
Bu medyumun güya şeytandan bilgi aldığını Silikonlu İblis Nuran'a ilettiği
Bu sapık medyumun hemen her sözüne inandığı
İfade ediliyor.
Yine bu yazışmalarda
Saxo (Q) lakaplı kişinin 2000 yılında bir dersanede tanıştığı FA isimli bir gencin kız kardeşi olan C'nin ziynet eşyalarını çaldığı
Çaldığı eşyaların dersanede Saxo (Q) lakaplı kişinin üzerinde yakalandığı
Fakat şahısların çalınan eşyaların bulunmuş olmasından dolayı, olayı emniyete intikal ettirmedikleri
açıkça ifade ediliyor.
Bu iki kişi ile ilgili burada yazılanlar, kendi mahallerinde de çok açık biliniyor, okullarında da. Saklı, gizli bir konu değil. Saxo (Q) lakaplı kişinin okulunda birkaç kişiye sorduğumuzda hemen bilgi verdiler. Hiç abartı da yok. Bire bir doğru hepsi. Örnek olarak, Saxo (Q) lakaplı kişinin kokainden burnunun genişlemesi açıkça görülüyor. Kokain sebebiyle rahatsızlanan diş etlerinden tedavi olduğu doktor raporu ile sabit. Hırsızlık olayı bizzat olayın mağdurları tarafından bildirildi. Fahişelik olayı sabit, evin yeri belli. En açık biligiyi okulundaki kişilerden alabilirsiniz. Ve tamamının doğru olduğunu anlayabilirsiniz. Ki burada belirtilenler en az kısmıdır.
Gene de kuşkusu olan varsa Saxo (Q) lakaplı kişinin okuluna gidip 1 - 2 dönem önce mezun olan hatta son sınıflardan herhangi bir öğrenciye sorun.
Tanker lakaplı kişi bu okulda okudu mu?
Satanist miydi?
Lakabı Saxo olan bir kız tanıyor musunuz?
Saxo lakabı neden verilmişti?
diye sorun.
Hemen tereddüt etmeden yanıtlarlar. Şüphelenenler için bu çok güçlü bir delil.
Allah'ın izniyle, Mehdi vesilesiyle İslam ahlakı tüm dünyada hakim olacaktır. Lehte yapılan faaliyetler kadar, aleyhte yapılan tüm çalışmalar ve propagandalar da, istenerek ya da istenmeyerek Mehdi'nin ortaya çıkışına, tanınmasına, hizmetlerine güç katacaktır. Mehdi aleyhindeki her girişim, Mehdi'nin faaliyetlerinin etkisinin artmasına ve tüm dünyada ses getirmesine katkıda bulunacaktır. Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelmeyeceklerini öne süren, "Ben Hz. İsa'nın ve Hz. Mehdi'nin geleceğine inanmıyorum" diyen her şahıs, yaptığı her çalışma, her konuşma ya da her vurguyla Hz. İsa'ya ve Hz. Mehdi'ye dikkat çekmiş, onlara hizmet etmiş, insanların bu önemli müjdeler üzerinde düşünmelerine vesile olmuş olacaktır. Dolayısıyla bu anlamda "Hz. İsa gelmeyecek" demek aslında "Hz. İsa gelecek" demektir. "Hz. Mehdi gelmeyecek" demek de aynı şekilde aslında "Hz. Mehdi gelecek" anlamına gelir. "Ben Hz. Mehdi'ye karşıyım" diyen, Mehdiliğin gündeme getirilmesini, araştırılmasını, öğrenilmesini sağlar. Bu nedenle şu kaçınılmaz bir gerçektir ki, inkar edenler de, münafık ahlakı gösterenler de, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'ye düşman olanlar da, her ne kadar istemeseler de, Mehdi'ye, Mehdi'nin güçlenmesine ve İslam ahlakının tüm dünyada yayılmasına büyük destek vermektedirler.
Allah, Mehdi'nin ahlakını, fiziksel özelliklerini, faaliyetlerini, hizmetlerini ve dünya çapında oluşturacağı etkiyi Peygamber (sav)'e1400 yıl önce bildirmiştir. Bu özelliklerin taklit edilmesi, çaba harcanarak kazanılması kesinlikle mümkün değildir. Aleyhte yürütülen faaliyetlerle çalışmalarının durdurulması ya da etkisiz hale getirilmesi de Allah'ın izni ile imkansızdır. Allah, tüm dünyayı Mehdi'nin hizmetine vermiştir. İsteyen istemeyen, bilen bilmeyen, lehte ya da aleyhte çaba yürüten herkes, Mehdi'nin hizmetindedir. Aleyhte kitap hazırlayan, dergi ya da gazete çıkaran, yazı yazan, televizyonlarda konuşma yapan her insan, istesin ya da istemesin Mehdi'ye yardım edip desteklemekte ve onun faaliyetlerine katkıda bulunmaktadır. Dolayısıyla bu anlamda Mehdi aleyhinde bir çalışma yapılabilmesi mümkün olmamakta, Allah her gelişmeyi Mehdi'nin ve Mehdiliğin lehine çevirmektedir.
MANYAK GERGEDAN VE KIZ KEREM'İN TUZAKLARINA DİKKAT
manyak gergedan lakaplı psikopat bir homoseksülle yıllardan beri karı koca hayatı yaşayan Kız Kerem, bu sapık ilişkinin öğrenilmesi üzerine dışarıdan bulduğu zavallı bir kızla anlaşarak göstermelik bir evlilik yapma hazırlığında. Bu yöntemle kendince homoseksüel yaşantısını çevresinden gizleyebileceğini zannetmektedir. Böylece ağlarına düşürecekleri gençleri ehli sünnet harici sapkın inançlarına ve kendi çirkin emellerine alet edebileceklerini düşünmektedirler.
Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına mücadele etmiyorsunuz?
(Nisa Suresi, 75)
Dünyanın dört bir yanındaki Müslüman ülkelerde savaş, katliam, terör, bombalama, kargaşa ve yıkım devam ediyor. Dünyayı saran bu güvensizlik ve savaş ortamı, her geçen gün daha da geniş kitleyi etkisi altına alıyor ve dünyanın çok geniş kesimlerine yayılıyor. Masum insanlar, çocuklar, kadınlar öldürülüyor; camiler, hastaneler, okullar, pazar yerleri bombalanıyor; şehirler yerle bir ediliyor; milyonlarca insan korku ve endişe içinde yaşıyor ve bu olağanüstü korku ve dehşet ortamı insanların büyük bir bölümünü etkiliyor. İnsanlar, huzur içinde yaşamayı istemelerine rağmen bu imkana sahip olamıyorlar, çocuklarını koruyamıyorlar, evlerinde normal bir hayat yaşayamıyorlar.
Bu şiddetli zulmün yaşandığı ülkelerden bazılarının içinde bulunduğu durum özetle şudur:
Irak'ta Müslümanların birbirlerine kırdırılması, Sünniler ve Şiiler arasında mezhep çatışmalarının körüklenmesi, her gün onlarca kişinin yaşamını yitirmeye devam etmesi,
Filistin'de askerlerin çocuklara silah doğrultması,
Çeçenistan'da doğumevlerinin bombalanması, çocukların katledilmesi, tanklarla sivil halkın ezilmesi,
Lübnan'da Müslüman halkın hala savaş yaralarını sarmaya çalışması,
Bosna Hersek'de masum halkın sırf Müslüman oldukları için katledilmesi, hamile kadınların vahşice öldürülmesi ve nüfusun büyük bir bölümünün yok edilmesi. Bu baskı ve vahşetin etkilerinin halen devam etmesi ve bütün dünyanın bu vahşete seyirci kalması. Masum halkın göçe zorlanması, evlerini terk etmek zorunda kalmaları,
Doğu Türkistan'da Müslüman halkın dini eğitim görememesi, baskı ve ölüm tehdidi altında dinlerinden uzaklaştırılmaya çalışılması. Bunun için her türlü imkanlarının ellerinden alınması, soykırım yolu ile Müslüman halkın azınlık ve ezik kesim haline getirilmeye çalışılması,
Keşmir'de mülteci kamplarında yaşayan Müslüman halkın zulüm, işkence ve baskı altında yoksul, savunmasız şekilde hayatlarını devam ettirmeye çalışmaları ve bu baskının halen devam etmesi,
Cezayir'de senelerce körüklenen iç savaş ve katliamlar sonucu Müslüman halk için halen güvenli bir ortam olmaması, halkın kıtlık ve sefalete terk edilmesi,
Afganistan'da komünist rejimin uyguladığı zulmün senelerce devam etmesi, köylü halkın canlı canlı yakılması, içme suyu kuyularının zehirlenmesi, halkın halen ülke topraklarında var olan mayınlarla sakatlanmaları ve bu tehditkar sistemin kesintisiz olarak devam etmesi, halen halkın perişanlığı, meydana gelen terör olayları,
Özbekistan'da komünist sistemin anti-İslami baskısının yoğun şekilde sürmesi; iç karışıklıkların, ekonomik sıkıntıların, hukuk dışı gelişmelerin ve insan hakları ihlallerinin devam etmesi; Müslüman halka karşı şiddetli bir baskı ve sindirme politikası uygulanması,
Eritre'de İslami eğitimi veren okulların kapatılması, camilerin yıkılması, yüzbinlerce insanın evlerini terk edip komşu ülke Sudan'a sığınmaları, Müslümanların hiçbir gerekçe gösterilmeden gözaltına alınıp tutuklanmaları, adaletsiz mahkemelerde yargılanıp idamla cezalandırılmaları, Müslüman nüfus arasında kayıpların, faili meçhullerin sayısının gün geçtikçe artması,
Somali'de, bir yanda iç çatışmaların, bir yanda açlık ve kıtlığın insanları ölüme doğru götürmesi; din ahlakından uzak olmanın bir sonucu olarak güçlü ülkelerin fedakarlık ve yardımseverlikle ülkedeki açlık ve sefalete çözüm bulabileceklerken, tüm olanlara seyirci kalıp bu ülke insanlarını ölüme terk etmeleri,
Dünyada Müslümanlara karşı bu kadar şiddetli bir zulüm varken, insanlar sırf Müslüman oldukları için açlık ve ölüm tehdidi altında yaşamak zorunda bırakılırken, ibadet özgürlükleri engellenirken, kendi yurtlarını terk etmek zorunda kalırken, çocuklarının ve eşlerinin ölümüne şahit olurken, bu zulme karşı İslami, ilmi, bilimsel bir mücadele vermek yerine, veya bu mücadeleyi verenlere destek olmak yerine, şeytani insanlarla şeytani varlıklarla işbirliği yaparak Müslümanlar aleyhine faaliyet yapmak çok büyük bir vicdansızlıktır. Deccali fikir sisteminin altında ezilen imanlı halk için çaba göstermeden oturmak, bunun yerine samimi Müslümanlarla mücadele içine girmek ancak şeytanın etkisi ile olabilir.
Geçtiğimiz günlerde Edip Yüksel, Cevat Babuna'nın Erenköy'deki evinde, Bilim Araştırma Vakfı'na karşı uygunsuz ve hukuksuz bir oyunun planlandığı bir toplantıya katılmak üzere Türkiye'ye gelmiştir. Edip Yüksel'in de katıldığı bu toplantı polis tarafından basılmıştır. Ancak polis baskınını önceden haber alan Edip Yüksel baskından yarım saat önce güvenlik güçlerinden kaçmıştır. Edip Yüksel, polisin kendisini yakalama korkusundan gece sabaha kadar uyuyamayarak bir yerde gizlenmiştir. Sabahleyin mahkemeye gelip teslim olmuş, hakkında dava açılmıştır. Edip Yüksel, Bilim Araştırma Vakfı'na karşı kurulan düzenin uygulanması için Türkiye'de daha uzun kalacakken son anda planını değiştirmiş, apar topar Türkiye'den kaçmıştır. Edip Yüksel hakkında yeniden savcılığa başvurulmuş, savcılık çeşitli suçlardan hakkında yeniden soruşturma başlatmıştır.
Edip Yüksel ve Cevat Babuna arasında garip bir ilişki var.
Edip Yüksel, Ehl-i Sünnet inancında farz olan 5 vakit namazı, 3 vakite indirmiştir. Sünnet namazlarını da reddetmektedir. Namazın Müslümanlar için 5 vakit farz olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınlarında ve internet sitesinde net ve açık olarak beyan edilmektedir. Bu konu, Ehli Sünnet itikadında, ayet, hadis, icma ile savunulur. Edip Yüksel, 1400 yıldır anlatılan İslam dinini kendi yorumlarıyla değiştirmektedir.
Edip Yüksel, Ehli Sünnet inancını reddeden bir kişidir. Cevat Babuna da Edip Yüksel'i tüm gücüyle desteklemektedir.
Edip Yüksel'in Mesaj isimli kitabında ve internet sitesinde bu konuda açıklamaları bulunmaktadır.
(Mesaj Kuran Çevirisi, Edip Yüksel, s. 544)
(http://www.19.org/km/EY/A01)
Edip Yüksel, kendince sünnet namazlarının gereksizliğini de Mesaj isimli kitabında ve internet sitesinde anlatmıştır.
(Mesaj Kuran Çevirisi, Edip Yüksel, s. 544- 545)
(http://www.19.org/km/EY/A01)
Edip Yüksel http://www.star.com.tr adresinde verdiği ve sitesinde de yayınladığı röportajında da sünnet, fıkıh ve hadisler hakkında aynı ifadeleri tekrarlamış, Ehli Sünnet inancını reddettiğini açıklamıştır.
(http://19.org/index.php?id=45,151,0,0,1,0)
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Edip Yüksel'in http://19.org adresindeki sitesinde Atatürk'e, devlet kurumlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı organlarına ve mensuplarına sürekli olarak son derece galiz ifadelerle hakaret ettiğini tespit etmiştir.
Bunun üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ar-Ge Bilişim Suçları Büro Amirliği Edip Yüksel'in sitesindeki suç unsurlarını tespit etmiş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da siteye erişimin engellenmesi talebiyle mahkemeye başvurmuştur.
Savcılığın talebini yerinde gören İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi, 10.04.2007 tarih, 2007/614 Müt sayılı kararıyla siteye erişimin engellenmesine karar vermiştir.
Edip Yüksel'in devlet organlarına ve yargı mensuplarına mesnetsiz iddialarla, galiz ifadelerle hakaret ve iftira etmesi sebebiyle aleyhinde açılan tek dava bu değildir.
Edip Yüksel aleyhinde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5237 Sayılı yasanın 1 - 2 - 3 / a maddelerine dayanarak (2 kez) cezalandırılması için 22.09.2006 tarihinde kamu davası açılmıştır. Dava Şişli 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde 2006 / 508 E. Sayılı dosyada devam etmektedir.
Ayrıca Edip Yüksel'in Atatürk'e, yargı organlarına ve mensuplarına, Türk Silahlı kuvvetlerine yönelik galiz hakaretleri sebebiyle Türkiye'nin çeşitli yerlerinden Cumhuriyet Savcılıkları harekete geçmiş bulunmaktadır.
Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı Edip Yüksel'in bu suçlardan cezalandırılması için kamu davası açmak üzere soruşturma yapmaktadır. Ankara Cumhuriyet Savcılığı 2007/1189 Hz. Sayılı dosyasında ve Sincan Cumhuriyet Savcılığı'nın 2007/7759 Hz. Sayılı dosyasında, devlet kurumlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı organlarına ve mensuplarına yönelik düşmanca ifadeleri sebebiyle Edip Yüksel aleyhinde kamu davası açılmak üzere soruşturmalar devam etmektedir.
Cevatçılar toplu halde
Cevatçıların avukatı Rezzan Aydınoğlu
onların hemen hemen tüm toplantılarına iştirak ediyor. Bu
kişi aynı zamanda Aydın Doğan'ın, Fatih Altaylı'nın, Ebru
Şimşek'in ve Edip Yüksel'in de avukatı. Bilim Araştırma Vakfı
aleyhine ve Adnan Oktar aleyhine açılan davalarda genelde
bu kişi görev alıyor.
Cevatçılar, "Kesilmiş biçilmiş defolu antikaları topluyoruz.
Nerede varsa bize gelsinler" diyorlar. Yancı Kadavra
dedikleri bir zavallıya internet sitesi hazırlattılar. Onu
da Türk adaletinin demir yumruğu yerle bir etti. Şimdi Yancı
Kadavra aç kalmış. Kendine yeni meşgaleler arıyormuş. "Birkaç bardak şarap verin, yemek verin, ne isterseniz yapayım"
diyerek, ona buna yalvarıyormuş.
...Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz
için bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler. (Yusuf
Suresi, 68)
İşte böyle, onun yanında
"özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten
herşeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 91)
...
Ona bir 'hüküm ve hikmet' ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanları
işte böyle ödüllendiririz. (Kasas Suresi, 14)
... Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik. (Sad
Suresi, 20)
"... Ben size bir hikmetle geldim..." (Zuhruf Suresi, 63)
Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve Tarafımız'dan
kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.
(Kehf Suresi, 65)
Hak dini tebliğ etmekle görevlendirilen tüm elçilere
Allah katından bir ilim ve hikmet verilmiştir. Hz. Zu'lkarneyn,
Hz. Hızır, Hz. Davud, Hz. İsa hep Allah'ın hikmet verdiği elçilerdendir.
İşte Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinde de salih müminlerde olan bu
hikmet vardır. Sn. Oktar profesör değildir, yurtdışında eğitim de
görmemiştir ama Allah'ın izniyle "özü kapsayan bilgiye ve hikmete"
sahiptir. Allah, kendisine özel bir ilim nasip etmiştir. Yoksa eğer
böyle eserler oluşturmak üniversite eğitimiyle olacak olsaydı, Irak'ta,
Mısır'da, Suudi Arabistan'da eğitim almış, profesör olmuş, ihtisas
yapmış bir çok alim vardır. Ancak şu an Sayın Adnan Oktar İslam
aleminde tektir. Dünyadaki en etkili eserler Sayın Adnan Oktar'ın
eserleridir. Tebliğ yapacak olan herkes, Sayın Oktar'ın eserlerini
referans almakta, bu eserleri kullanarak seslerini duyurmaktadır.
Nitekim tarih boyunca gönderilmiş hangi peygamber,
hangi sahabe üniversite eğitimi almıştır? Peygamber Efendimiz (sav)
üniversite eğitimi almamıştı. Yabancı dil de bilmiyordu. Hatta ümmiydi
(okuma yazma bilmeyen veya tahsil görmemiş kimse). Ve Allah Kuran'da
Müslümanlara "Allah'ın ümmi olan elçisine uymalarını" bildirmişti:
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de
(geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye
(Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü)
yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve
onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona
inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte
indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (Araf
Suresi, 157)
De ki: "Ey insanlar, ben Allah'ın sizin
hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin
mülkü yalnız O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur, O diriltir ve öldürür.
Öyleyse Allah'a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da
Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete
ermiş olursunuz. (Araf Suresi, 158)
Allah Peygamber Efendimiz (sav)'in fakir ve yetim
bir insan olduğunu ve ümmi olduğunu ayetlerde bildirmiştir. Fakat
Allah onu bütün kainatın efendisi kıldı. Ondan evvel de Hz. Yusuf
çocuk yaşta kuyuya atıldı, hapse kondu, ezilmeye çalışıldı ama Allah
onu Mısır'a sultan yaptı. Sayın Adnan Oktar da ümmi bir insandır.
Ancak bilinmelidir ki Allah nimetini hiç umulmadık insanlara verir.
Seçtiği kullarını, velisini insanların içinde saklar. Hz. Musa da
peygamber olarak geldiğinde, kavminin hiç ummadığı bir insandı. "Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor..." (Şuara
Suresi, 13) ayetinden, Hz. Musa'nın heyecanlı bir insan olduğu anlaşılıyor.
Ama Allah onu seçmişti. Kavmine elçi olarak onu layık görmüş, ona
Katından bir üstünlük ve ilim vermişti. Aynı şekilde, "Eyüp de;
hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık)
beni sarıverdi..." (Enbiya Suresi, 83) ayetinden anlaşılacağı
gibi, Hz. Eyüp'ün de çeşitli hastalıkları vardı. Ama Allah onu da
alemlere üstün kılmış, peygamber olarak onu seçmişti.
Bu nedenle üniversite bitirmenin, profesör olmanın,
sonucunda hiçbir şey başaramadıktan sonra bir önemi yoktur. İnsanlar
"nasıl olur da Amerika'da öğrenim görmemiş, ihtisas yapmamış biri
dünyayı yerinden oynatır" diye şaşırıyorlar. "Böylece: "Allah
içimizden bunlara mı lütufta bulundu?" demeleri için onlardan
bazısını bazısıyla denedik." (Enam Suresi, 53) ayetinde
haber verilen insanlar gibi haset içerisinde bu gerçeği reddetmeye
çalışıyorlar.
Evet Sayın Adnan Oktar ümmidir; ama Allah ona çok
özel bir ilim ve hikmet vermiştir. Tek başına tüm dünyada çok büyük
bir etki meydana getirmekte, eserleriyle dünya çapında bir aydınlanmaya
ve hidayete vesile olmaktadır.
İnsanların içerisine düştükleri bu durum, Allah'ın
Hz. Talut'u elçi olarak seçtiğinde, kavmindeki kişilerin haset ve
kıskançlık ile dile getirdikleri şu sözleri akla getirmektedir:
Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah
size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa,
ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu
verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun
olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah
size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime
dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir."
(Bakara Suresi, 247)
Allah şeytanın müminlerin salih faaliyetlerini engellemek
için yaygara yapacağını bildirmiştir:
"Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların
ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda
onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun." Şeytan,
onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.
Üç beş kendini bilmezin yaygarası ile, Sn.
Adnan Oktar'a karşı muhabbet sevgi ve bağlılık bilakis çok daha
alevlenip şiddetlenmektedir. Şeytanın yaygaraları beni, kardeşlerimi,
arkadaşlarımı, kimseyi etkilemez. Tam aksine Sayın Adnan Oktar'a
olan sevgiyi, muhabbeti ve güveni kat be kat arttırır ve arttırmaktadır.
Sabetaycı sapkın inançlara sahip ailelerin
Müslüman, milliyetçi Türk gençliğine karşı açtıkları mücadeleye
dikkat çekmek için inşaAllah 11 mayıs anneler gününde annelerin
toplantısı olacak. Saatini ve yerini ayrıca buradan bildireceğiz.
Geniş medya katılımının da olacağı bu toplantıya Atatürkçü, milliyetçi,
mukaddesatçı aileleri davet ediyoruz.
Cevatçılar kendi aralarında Yancı Kadavra
olarak kod ismi verdikleri, orada burada aç karnını doyurmaya çalışan
zavallı bir yaşlı kadına bir kaç bardak şarap içirip, karnını doyurup,
Sn. Adnan Oktar aleyhinde yazılar yazmak için teşvik etmekle çok
büyük hata yapıyorlar. Allah'ın kendisine verdiği beladan haşa Allah'a
kinlenen ve kendini şaraba veren Yancı Kadavra denen bu zavallı
yaşlı kadının hayal gücü de geniş olduğu ve işi gücü de olmadığı
için aklına ne gelirse uydurup yazıyor. Seni milletvekili yapacağız
diye de bu akıl hastası zavallıyı kandırıyorlar. Bu insan açtır.
Daha önce de Bilim Araştırma Vakfı'na yanaşmaya çalıştı. Oradan
kovuldu. Sonra bunlara yanaştı. Başka yerde karnını doyursalar oraya
da gidecek zihniyette bir insan.
Yancı kadavranın özellikleri
1. Yancı kadavra kendisinde panik atak olduğunu iddia eder. Gittiği doktorları ve etrafını da kandırarak sürekli uyuşturucu hap kullanır. Bu, hapçılığa olan özentisindendir. Uyuşturucu hap kullanma özelliği yıllardan beri devam etmektedir.
2. Şarap veya alkollü içki içtiğinde rahatlayacağını, bunun kendisi için zaruri olduğunu söyler ve kendini acındırarak etrafından sürekli içki ister.
3. Yancıdır. İşi gücü yoktur. 40 yaşına dayanmıştır, hiçbir yerde çalışmamıştır. Kendini ruh hastası göstererek, acındırarak kendine baktıran bir kişidir.
4. Kimsenin yemeğinden, kimsenin sofrasından yemekten çekinmez. Tiksindirici şekilde, kendini kaybetmiş tarzda yemek yer.
5. Vücudundaki büyük ve çaplı yara izlerine rağmen, onları açarak; bütün vücudunu sarmış, kanserojen özellik göstermiş benlerini ve erkeksi vücudunu göstererek kendi aklınca etrafını etkilemeye çalışır.
6. Erkek eli gibi koca ellerini sallayarak ve koca ayaklarını açarak, bir yerden bir yere delice bir hızla, erkeği andıran bir şekilde koşarcasına yürür.
7. Deli enerjisiyle bilgisayarın başına geçtiğinde içkinin ve hapın etkisiyle uyuşmuş beyniyle hayal alemi iyice gelişir ve kafası her türlü iftiraya uygun hale gelir. Düzmece senaryolar oluşturmaya başlar. Bunu da etrafına yaşanmış olaylar gibi anlatır. İftiraya dayananların vazgeçilmez iftira kaynağıdır. Çünkü çok ucuz bir insandır; birkaç bardak şarap ve biraz yemek bu kişiye yeterli olur.
8. Menfaat temin etmeyi umduğu kişilere uzun uzun yalakalık yapar. Kendince sırnaşacağını düşündüğü kişilere özel bir yalakalık şekli vardır.
Cevat Babuna ve karısı Semin Babuna
YORUMSUZ
Sn. Adnan Oktar'ın kitapları yazmadığını
söylüyorsunuz. Bir an için öyle farzedelim. Daha önce Adnan
Oktar'ın yanında olduğunu iddia edip ayrıldığını söyleyen
bir çok münafık var. Bunlar bu kitapları biz yazıyorduk
diyorlar. Başlarında da Cevat Babuna var, üstelik
profesör. Ayrıca kendisine Uçan Türk dendiğini iddia eden
bir profesör. Üstüne üstlük Amerika'da ihtisas yapmış birisi.
Diğer profesör arkadaşlarını da toplasın, istediği gibi
ilave bir ekip daha kursun ve sonra da Sn. Adnan Oktar'ın
yazdığı kitaplar gibi bir tane kitap yazsın görelim. Yoksa
hiç konuşmayın.
Ebru Şimşek, annesi
Rukiye Şimşek gibi ünlü elemanları da kadrosuna dahil eden
Cevat Babuna genç erkeklerden ve genç kızlardan ekibine
yeni katılımlar olduğunu, bu katılımların daha da artacağını
umduğunu, onları hem evinde hem uygun yerlerde eğiteceğini,
kendine benzeteceğini, onlara bilmediklerini öğreteceğini
söylüyor.
Allah Kuran'da bu
hususu şöyle belirtiyor:
De
ki: "Bize yararı ve zararı olmayan Allah'tan
başka şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten
sonra, şeytanların ayartarak yerde şaşkınca bıraktıkları,
arkadaşlarının da: "Doğru yola, bize gel"
diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde
gerisin geri mi döndürülelim?" De ki: "Hiç
şüphesiz Allah'ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin
Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk."
(6/71)
Yaratılış Atlası kitabının tüm Dünyada atom bombası
etkisi yapması masonları ve Sabetaycıları şoka soktu. Maddi manevi
bütün imkanlarıyla Bilim Araştırma Vakfı'na ve Sn. Adnan Oktar'a
karşı kendilerince karanlık bir mücadele yürütüyorlar. Her saldırı
her oyun müslümanları hem güçlendirir, hem daha da canlandırır ve
daha da biler.
SABETAYCILAR KAHPE TUZAKLAR PEŞİNDELER
Bilim Araştırma Vakfı'na ve Sn. Adnan
Oktar'a karşı kirli bir ekip hazırlayan Sabetaycılar, Sn. Adnan
Oktar'a suikast yapılması dahil çok karanlık planlar peşinde. Fahişelerden,
telekızlardan, defolu antika görünümlü şahıslardan, bazı insan hurdalarından
oluşan bu ekip, iftiracı, her türlü rezillikten utanmayan, yalan
söylemeyi alışkanlık haline getirmiş karakterdeki kişilerden oluşmaktadır.
Para ve çıkar için herşeyi yapabilecek zihniyette olan bu kişiler,
inşaAllah Türk adaletinin demir yumruğu ile ezileceklerdir. Her
hareketleriyle yeni bir suç oluşturmakta, suç dosyaları sürekli
kabarmaktadır. Türk mahkemeleri önünde önümüzdeki günlerde teker
teker hepsi hesap verecektir.